Cuma Portresi

Geçen gün çocuklarının portrelerini 365 gün boyunca çekmeye ahdetmiş fotoğrafçı bir anne’nin bloguna rastladım ve çok hoşuma gitti. Fikir aslında Jodi‘nin. Her gün fotoğraf çekmek ve bloga koymak benim için imkansız olacağı için her Cuma o haftaya dair bir fotoğraf ve birkaç söz eklemeyi düşünüyorum.kalpakBaybars’ın bu aralar sokakta yürürken en sevdiği şey çalıların taşların arasında örümcek ağları arayıp bulmak. Öyle ki, bugün öğlen uykusundan uyanır uyanmaz ilk söylediği şey ‘yolda sana kocaman örümcek ağı gösterdim di mi anne?’ oldu.parmaklik Sancak da elinden çıngırağı alınınca ağlamayı öğrendi şimdiden ;).

Baybars Tatilde

polisarabasiBu yazıyı yazmak için çok geç kaldım. Eylül geldi havalar soğudu ve çocuklar biraz daha büyüdü. Sıcaklardan kalma fotoğraflarla belki biraz olsun ısınmak ümidindeyim. Bayramda her zamanki gibi İstanbuldaydık. Baybars büyük babannenin bahçesinde babasından kalma (zamanında hicazdan gelmiş) polis arabasıyla oynadı.

onthetricycleVe biraz bisiklete bindi. (aslında trisiklet desek daha doğru olur)

hamakhamaktasancakİki kardeş de bahçede hamakta uyumanın keyfine vardı.

düzduvarDüz duvara tırmanmaya çalışmayı da ihmal etmedi Baybars.

stairstotheseaSonra büyükbaba ve babaneyi ziyarete Çanakkaleye gittik. Denize girmek için yavaş yavaş büyük merdivenlerden inmek gerekti.

jumpbaybjumpBaybars denize girince sevinçten zıpladı (soğuktan da olabilir).

olderGeçen seneden farklı olarak tarz değiştirip şapkasını düz takmaya başladı.

tatil_sonGünün sonunda seneye de aynı sularla buluşmayı arzu ederek gün batımını izledi.

-The End-

Ve Çekiliş Talihlisi

Screen Shot 2013-08-06 at 8.11.45 AMBayram hediyeleri tokaların talihlisi #1 Ülkü oldu. Tebrikler Ülkü :). Yorum bırakan herkese çok teşekkür ederim.
Sevdiklerinizle çok güzel bir bayram geçirmeniz dileğiyle…

Secundo’nun Bebek Şekeri

bebek_sekeriBebek şekeri yapmak çok zevkli hele malzemeler size hazır olarak geliyorsa.. (Annemin ellerinden öpüyorum.) İşte karşınızda, Oğuz’un değişiyle zürafa ordusu…
tahta_zurafa_kuklaBu oyuncak zürafaların altından bastırdığınız zaman ölü taklidi yapıyorlar 🙂 .
babyfavorsMinik tahta oyuncaklara sarılmış bebek şekerleri, bebeğimizi görmeye gelenler için sevimli bir hatıra olur umarım.

İşte bu da tam iki buçuk yıl önce Baybars için hazırladığım bebek şekeri; Utangaç Kukla!

bayb_bebeksekeriSecundo için geri sayım başladı.

Biraz Bahar

tomurcukBu sene Ankara’ya doğru dürüst kar yağmadığı ve kış geçen seneki gibi bol karlı geçirmediğimiz için baharın geldiğine inanmakta zorluk çekiyorum.

erikcicekleriNeyse ki, tomurcuklar ve açan meyve ağaçları ikna olmamı sağlıyor.
saricicekBu sene bahar sadece taze tomurcuklar değil, aynı zamanda sabırsızlıkla beklenen minik kardeş demek.
scooterGüneşin biraz olsun yüzünü göstermesiyle beraber Baybars da scooter’ını onun deyişiyle ‘bislet’ini kaptığı gibi, her fırsatta soluğu parkta aldı. Keyfine değecek yok şimdilik.

Children have neither past nor future; they enjoy the present, which very few of us do.  ~Jean de la Bruyere

Saklandım!

saklandim
Baybars bütün büyük tüylü hayvancıklarının almış saklanıyor 🙂

İki yaşın çocuk gelişiminde milat olduğu sahiymiş. Baybars çok hızlı bir şekilde bebeklikten çıkıp çocuk olmaya doğru gidiyor, hatta kendisine bebek denince gülüp ‘bana bebek dedi, ben çocuğum’ diyor. Artık çok uzun süreli olmasa da kendi kendine oynamaya ve oyun kurmaya da başladı ama çoğunlukla ben yanında olayım istiyor. Yemeğini özellikle de sevdiği şeyleri kendisi yemeğe başladı. Geçenlerde tuvaletini de kendi başına lazımlığa yapmış. Ben ‘aa oğlum kendi kendine mi yaptın’ diye şaşırınca, ‘size haber vermedim’ dedi :). Bu kendi kendine kendince yapılan işlerden birine de, odasında kendi kendine yani ben yanında olmadığım halde uyumak da eklendi. Gerçi her akşam kabul etmiyor ama öğlenleri biraz protestoyla da olsa kendisi yatıp uyuyor artık.

Baybars artık oldukça düzgün konuşmaya başladı. Söylediklerinden aklımda kalan ve hoşuma giden birkaçını not edeyim.

Karda yürüken ayağı kayıp sendeledikten sonra; ‘Az daha düşecektim.’

Mutfakta yemek yaptığım sırada; -İşin bitti mi anne? -Bitti Baybars. – Artık oyun vakti o zaman.

Çok yoğun sisli bir günde; -Oğlum sise bak her yer bembeyaz olmuş! -Bulutlar aşağı inmiş anne!! ‘ Mutlaka bir zaman söylemiş olmayız ama aklında tutup söylemesine çok şaşırdım :). Her çocuk böyle mi bilmiyorum ama Baybars hiçbir şeyi unutmuyor.

Kendisine alınan birkaç parça kıyafeti görüp inceledikten sonra; ‘Güle güle giyicem bunları ben.’

Yeni olan şeyleri de çok kıymetli. Eğer kıyafetse bütün gün üzerinden çıkarmıyor, oyuncaksa elinden bırakmıyor ve en önemlisi onlarla uyuyor. Geçen bir hafta boyunca ‘bisikletimle uyuuucam’ diye tutturarak üç tekerlekli scooter’ı yatağına çıkarıp onunla uyudu. Birkaç gündürse yeni sandaletleriyle uyuyor gece gündüz ;).

tahtakule

Hala kendince söylediği kelimelerden birkaçıysa şunlar;

kipat – kitap

sükürpe – süpürge

duman yakması – çakmak

ceviz kırması – fındıkkıran

Bir de, kendine özgü fiil çekimleri var mesela;

yapabilemiyorsun!

Tekerlemeler

.
Bugünlerde Baybars gün boyunca bana bildiğim bütün tekerlemeleri söylettiyor. Hepsinden biraz biraz ezberleği kısımlar var. Meğer babası hiç tekerleme bilmiyormuş. Halbuki bizim çocukluğumuz hep tekerleme söyleyerek geçti. Tekerleme bilmeyenler için tekerlemelerimizi yazalım belki bu karlı günlerde sizin de dilinize takılır.

karsaskini
Üşüdüm üşüdüm daldan elma düşürdüm
Elmamı yediler bana cüce dediler
Cücelikten çıktım Beyoğlu’na gittim
Beyoğlu hasta çorbası tasta.
karliçam
Leylek leylek havada
Yumurtası tavada
Gelmiş bizim hayata
Bizim hayat yıkıldı burnu çöpe tıkıldı.
Leylek leylek lekirdek
Hani bize çekirdek
Çekirdeğin içi yok
Kel Fatma’nın saçı yok
Süleyman’ın suçu yok.
karsevinci
İğne battı
Canımı yaktı
Tombul kuş
Arabaya koş
Arabanın tekeri
İstanbul’un şekeri
Hop hop altın top
Bundan başka oyun yok.
karicinde
El el epenek elden çıkan kepenek
Kepeneğin yarısı yağlı koyun derisi
Girdim külhan içine
Külhan içi bit pazar
İçinde ayı gezer
Ayı beni korkuttu
Kulağını sarkıttı
Elma verdim yemedi
Sakız verdim
Şakkıdı şukkudu
Çiğnedi.

karBenim küçükken en çok hoşuma gidense başa dönerek tekrarlanan tekerlemelerdi. Mesela;

Damdan düştü bir kurbağa
Titretti kuyruğunu
Onu gören bir avcı aldı götürdü onu
Mezarını kazdılar
Taşına şöyle yazdılar:
“Damdan düştü bir kurbağa
Titretti kuyruğunu
Onu gören bir avcı aldı götürdü onu
Mezarını kazdılar
Taşına şöyle yazdılar:
Damdan düştü bir kurbağa
(…)

-Yuf baba bu ne be?
-Fotoğraf makinası.
-Ne marka?
-Kodak marka körüklü.
-Kaç lira?
-Yüz lira.
-Yuf baba bu ne be?
-Fotoğraf makinası (…)

Bü Ne?

fallingleaves
5 haftalık İstanbul tatili Baybars’a çok iyi geldi ve artık iyice konuşmaya başladı. Bu günlerde en çok sorduğu soruysa, ‘bü ne?’. ‘Bü ne anne, bü ne?’ dönemine girmiş bulunuyoruz yani. Şaşırdığı ama aslında ne olduğunu bildiği şeyleri görünce de ‘bü ne’ diyor. Mesela çikolata mı gördü hemen heceleri uzatarak sevinçli bir şekilde ‘büüüü neeeee!’ nidası atıyor.

Bu arada, fena halde 2 yaş sendromuna tutulmuş bulunmaktayız. Baybars doğduğundan beri hiçbir zaman çok ağlayan bir bebek olmamıştı, o yüzden şimdi bazen bize basit gelebilecek şeyler için bağıra bağıra ağlaması ve eline ne geçerse fırlatması ilk zamanlar komik gelse de, sonrasında bu ağlamalar sıklaşınca, hiç de alışık olmadığım için nasıl tepki vereceğimi şaşırıyorum. Diyelim ki, tam süt içeceken çubuğu ‘yanlışlıkla’ bardağın içine siz koydunuz, işte orada film kopuyor ve ağlamaya başlıyor ‘tamam sen yap hadi affedersin’ deseniz bile çok geç ne yazık ki. Artık Baybars ağlayarak ‘çöpe atıcaam!’, ‘aat’, ‘sütü döök’, ‘bardağı kır’ demeye başlıyor. Bana en komik gelense böyle sinirlendiğinde en çok ‘çöpe atıcam!’ demesi. Mesela taburesine ayağı takıldı ve biraz da canı mı acıdı, hemen acıklı bir sesle tabureyi kaldırıp ‘çöpe atıcam!’ diyerek çöpün yanına götürüyor atmak için. O yüzden artık küçük bir ergen olan Baybars’ı sinirlendirmemek için aşırı dikkatli davranmam ve her an tetikte olmam gerekiyor.
Böyle kriz anlarında ben de eğer sinirlerime hakim olamayarak ona bağırırsam işler sarpa sarıyor. En iyi çözüm yolu olarak, mümkün olduğunca sakin kalmaya çalışarak kucağıma alıp onu sakinleştirmeye çalışıyorum. Çareyi dikkatini başka yöne çekmek veya konuyu değiştirmekte buluyorum. Çoğunlukla işe yarıyor.

Konuşurken en hoşuma giden de bana ‘anneciiim’ diye seslenmesi tabii ki. Evde bir an gözünün önünden kaybolayım hemen ‘anneciim’ diye aramaya başlıyor. Geceleyin uykusundan uyanınca bile ‘anneciim’ diye ağlıyor artık. Baktı bu ‘cim’ eki herkesin çok hoşuna gidiyor herkese böyle hitap etmeye başladı; babacııım, dedeciiim, annaneciiim, babaneciiiim’lerle herkesin gönlünü fethediyor. Eve döndüğümüzde kedimize de ‘Marçacııım, kediciimm’ diye sarılıyordu. Geçen bana ‘Esma Bikeciiiim’ bile dedi :). Hayır bana Esma Bike diye seslenen de yok ama öğrenmiş işte.

Bir de, Baybars kendine özgü söylediği kelimeleri her geçen gün düzeltiyor, unutmamak için aklıma gelen birkaçını not edeyim:
mayu – kamyon
makaka – makarna
mandalina – bendana!

Secundo


Bildiniz! Baybars’a kardeş geliyor :).
Çok şükür hamileliğin ilk trimesterini atlattım. Aşırı uyku ve yorgunluk hali gün geçtikçe azalıyor. Bu hafta içinde de ilk kez pıtırtılarını hisseder gibi oldum Secundo’nun.
Henüz iki çocukla nasıl başa çıkarımdan çok, iki çocuklu hayat daha eğlenceli olur herhalde diye düşünüyorum. Böyle düşünmeme sebep olan şey tabii ki hamilelik iyimserliğim. Baybars’a hamileyken de yaşadığım “gebelik mutluluğu” hali diyorum buna ben. İnşallah doğurana kadar ve doğumdan sonra da bir nebze olsun devam eder bu hal.