Kendi Kendine Uykuya Dalmak

Okurken uyuyakalan 16 aylık Baybars

Bebek bakarken benim için en çetrefilli iş ‘bebeği uyutmak’ oldu. Yedirmek giydirmek temizlemek o kadar güç gelmedi ama uyutmak başlı başına bir meseleydi. Bunda hem uykuya çok düşkün olmam hem de tamamen hazırlıksız yakalanmamın da büyük payı var elbette. Hatta blogun ilk yazılardan biri deliksiz gece uykusu  uyuyamadığım hakkındadır. Onun için hamile arkadaşlarıma henüz bebekleri doğmadan mutlaka uyku ile ilgili kitaplar, makaleler okumalarını tavsiye ediyorum. Öyle ya da böyle her bebek ve annenin zamanla bir uyku düzeni oluşuyor. Önemli olan bu uyku düzenin hem anne hem de bebek için en uygun şekilde oluşabilmesini sağlamak, aksi taktirde her ikisi de aşırı derecede yorgun ve mutsuz hale gelebiliyor.

Baybars 9 aylık olana kadar kesintisiz 4 saat bile uyuyamadım ve bu da aşırı yorgunluk getiriyordu haliyle. Baybars’ı yenidoğan günlerinden yadigar olarak sadece emzirerek uyutuyordum. Bu da onda alışkanlık yaratmıştı. Uykusu her hafiflediğinde tekrar uykuya dalmak için ağlayarak emmek istiyor ve kesinlikle tekrar emmeden uykuya dalmıyordu. Uykuyla ilgili okuduğum herşey bebeği kesinlikle  emzirerek uyutmamam gerektiğini söylese de bunun nasıl başarabileceğimi yani bebeği ağlatmadan bu alışkanlığın bıraktırılabileceğini ayrıntılı bir şekilde anlatmıyordu. Ben de zaten bebeğimi başka türlü uyutmayı bilmiyordum. Ama Baybars 9 aylık olduğunda uykusuzluğa dayayanamayıp emzirerek uyutmayı bıraktım. Bu yazıyı da belki benim gibi bebeğini emzirerek uyutmak istemeyen ama bunu nasıl yapacağını bilemeyen annelere bir nebze yardımcı olabilmek ümidiyle yazıyorum. En az ağlama ve protestoyla uykularımızın düzene girmesini sağlayan yöntem çok basit görünmesine rağmen uygulaması bir hayli zordu.

İşe yarayan altın kural şuydu: Emzirirken katiyen gözlerinin kapanmasına izin vermemek!

Öncelikle Baybars’ın doğduğundan beri uyku saatlerinin neredeyse aynı kaldığı ve özellikle gece uykusuna her akşam aynı saatte yatırdığımı söyleyeyim. 3 aylık olana kadar akşam 6’da, 3 aydan sonra da 7-7:30 arası gece uykusuna geçiyordu. Şimdiyse 8’den sonra yatıyor ve 9 olmadan uyumuş oluyor çoğunlukla.
Bebekken gece uykusuna yatmadan yarım saat önce uyku saatinin geldiğini anlaması için mutlaka aynı şeyleri yapıyordum (rutin dedikleri şey); bezini değiştirmek, pijamalarını giydirmek ve hep aynı kitabı okuduktan sonra babasına iyi geceler dileyip ışığı söndürmek gibi.. Bunları yapmadan önce ve yaparken de biraz sonra uyuyacağını söylemeyi ihmal etmiyordum. Söylemek ve haraketlerle belli etmek bebeğin beklenti içine girmesini sağladığı için neredeyse iki yaşına kadar uyumamak adına hiç protesto yaşamadık. Hep aynı şeyleri yapıyordum ama en sonunda mutlaka emzirerek uyutuyor öyle yatağına koyuyordum ve bu da her uykusunun hafiflediğinde (çoğunlukla her uyku döngüsü geçişinde yani her 40 dakikada bir) tekrar dalmak için emmek istemesine sebep oluyordu.

9 ayın sonunda yine her uykudan önce emzirdim ama emzirirken kesinlikle ve kesinlikle gözlerinin dahi kapanmasına izin vermedim. Eskiden gözleri kapalı olarak emdiğinde tam olarak uyumuyor sanıyordum ve bunun uykunun ilk evresi olduğunu düşünmüyordum. Halbuki bebekler aktif olarak emerken de gayet güzel uyuyabiliyorlar. Yeterince emdiğine kani olduktan sonra yatağına koyuyor ve kah ninni söyleyerek kah pışpışlayarak uyutmaya çalışıyordum. Böyle yaparak artık emerek değil de yatağında yatarak uyuyacağı mesajını vermeye çalıştım. Önce oyun haline getirip devamlı ayağa kalkıyordu ben de tekrar yatırıp pışpışlıyordum. Uykusu çok gelip uykuya dalamayınca iyice mızmızlanmaya ve ağlamaya başlamak üzereyken yataktan alıp tekrar emziriyordum ve yine gıdıklayarak konuşarak gözlerinin kapanmasına izin vermedim.  Biraz emzirdikten sonra tekrar yatağına koyuyor aynı şeyleri tekrar ediyor yine ağlarsa yeniden alıyor emziriyor ve tekrar yatağına koyuyordum. Ta ki yatağında hareketsiz kalıncaya dek. Baybars’ın ilk defa kendi kendine gözlerinin kapanmasını izlemek güneşin batışını izlemek kadar olmasa da harika bir manzaraydı benim için ;).

İlk gün uykuya dalması 2 saat sürdü, ikinci gün bu süre 1 saate düştü ve üçüncü günse yarım saatte uykuya dalmış oldu. O günden sonra da gece uykuya dalma süresi hiçbir zaman 30 dakikayı geçmedi ve bu da benim için çok ama çok önemli bir gelişmeydi.

Teoriye göre kendi kendine uykuya dalmayı öğrenebilen bebekler gece uykuları hafifleyip de uyandıkları zaman tekrar uykuya kolayca dalabiliyorlarmış. Ama Baybars için hiçbir zaman geçerli olmadı bu. Uyanma aralıkları uzadı (3-4 saat arayla) fakat ne kadar uğraştıysam da gece uyandığında emmeksizin tekrar uykuya dalmadı. O uyurken odadan çıkmaya hiç cesaret edemediğim için belki de gece uyanmaları hep devam etti (ve hala ediyor).

Birçok anne emzirerek uyutmanın en kolay yol olduğunu söylüyor ki eğer bebeğiniz 15 dakikada uyuyor ve gece en fazla iki kere emmek için uyanıyorsa gerçekten kolay bir yöntem (tabii emzirmeyi bırakana kadar ve eğer bebeğinizi sizden başka kimse uyutmayacaksa). Ama eğer uykuya geçiş uzuyorsa, diyelim ki emzirmek bir saati buluyorsa (defalarca başıma geldi) bu anne için sıkıntılı olabiliyor. Baybars memeyi bırakmak asla istemezdi. Bir kere gözleri memede kapandıysa yatağına koyduğumda mutlaka ağlardı o yüzden ben de emzirirken sesli nefes bile almadan Baybars’ın derin uykuya geçmesini beklerdim. Bu sefer uykusunun bir kısmını emerken uyuduğu için yatağında çok daha az uyuyordu.

Bir sürü yöntem var; Ferber, Tracy Hogg, Elizabeth Pantley, Kim West gibi gibi. Hepsinin temelde söylediği şey; ‘bebeğinize kendi kendine uykuya dalmayı öğretin çünkü uykuya dalmadan önce en son sıcak kollarınızda olduğunu hatırlıyorsa uykusu hafiflediğinde kendini başka yerde bulunca feryat edecektir.’ Hangi yöntemi seçerseniz seçin, kararlı ve istikrarlı olmadığınız takdirde işe yaramayacaktır. Ancak bir kaç hafta ısrarla deneyerek yeni bir düzen oluşturabilirsiniz.

Son olarak, bu uyku yazısını bir seneyi aşkın zaman önce yazmaya başladığımı belirterek, her bebeğin nevi şahsına münhasır olduğunu ve her yöntemin de her bebek için uygun olmayacağını düşündüğümü de ekleyeyim. Bunu en çok Sancak doğduktan sonra anladım. Onun uyku macerası ise başka bir yazının konusu olsun.
Tüm anne ve bebeklere deliksiz uykular tatlı rüyalar dilerim.

Deliksiz gece uykusu

Baybars doğmadan önceki yaşantımdan hasret kaldığım tek şey deliksiz gece uykusu oldu. Açıkcası bebeğim doğmadan önce bu derece uykusuz kalacağım hiç aklıma gelmemişti.  7 ay oldu ama ben her gece neredeyse her 2 saatte bir kalkıp emziriyorum ve şöyle aralıksız 5 saat uykuya hasretim. Ek gıdalara geçince bunu değişeceğini umuyordum ama değişmedi hala aynı şekilde uyanıyoruz. Emzirmeden avutmaya ve tekrar uyutmaya çalışdığımdaysa ikimiz de daha çok uykusuz kalıyoruz.

Uyku üzerine yazılmış birçok kitabı internetten indirip okudum. Birinci kitap buydu:

The Lull A Baby Sleep Plan‘ kitabının temelde söylediği şey, bebeğin mutlaka ama mutlaka  yatağında uykuya dalmasının gerektiği. ‘Uykulu bir şekilde yatırın ve orada uyumayı öğrenmeyi öğrensin. Eğer ağlarsa onu kucağınıza almadan yatağında teselli edin, ninni söyleyin ama sakın almayın. Uykuya dalması için “white noise” denilen ana rahmindeki sesleri taklit eden monoton sesleri dinletin; saç kurutma makinası elektrik süpürgesi vesaire gibi sesler…’ White noise cdleri var ve bu sesler özellikle ilk aylarda çok etkili. Birçok kez Baybars’ı bu seslerle uyuttum. Gerçi ilk aylarda uykuya dalma problemi pek yaşamadık çünkü karnı doyunca hemen uyuyordu ama karnının doyması da epey vakit alıyordu. Mesela 40 dakika boyunca emiyor ve en fazla 2 saat uyuyordu.

Okuğum ikinci kitap Elizabeth Pantley‘nin ‘the no-cry sleep solution‘ oldu. Dört çocuk annesi olan Pantley, bebeğin kendi kendine uyumasını öğrenmesi için ağlatılmasına kesinlikle karşı (Ferber yönteminde olduğu gibi) ve bebeğin emerek uykuya dalmasının tabii olduğunu söylüyor fakat bunu yavaş yavaş bıraktırmayı öneriyor. ‘Pantley’s removal method’ yani ‘Pantley’nin bıraktırma yöntemi’ olarak biliniyor bu yöntem. Önerisi şu;  “bebek memede uykuya dalınca memeyi/emziği/biberonu çekin, tekrar aranırsa ağzını çenesinden bastırarak kapatın ve aynı zamanda bebeği sallayın, eğer aranmaktan vazgeçmez çok direnirse tekrar memeyi verin ve tamamen uyuyana kadar bu memeden çekme yöntemini deneyin.”

İşte en çok denediğim fakat bizde ters tepen yöntem. Ben ne kadar memeyi çekmeyi denersem Baybars memeye o kadar sıkı yapışıyor ve uykuya dalması uzuyor. ‘Bu kadar emmek yeter’ dediğim zamanlarda ise (takriben 1 saat boyunca emmiş ve hala uyuyamışsa), yatağına koyup uyku arkadaşı denizatının veya salıncağının müziğiyle dalmasını sağlıyorum.

Uyku üzerine okuduğum bütün metinlerin neredeyse hepsinde, bebeğin kucakta derin uykuya geçmemesi söyleniyor. Temelde hepsinin teorisi şu; eğer bebek kucağınızda uykuya dalar ve siz de onu kendisine hissettirmeden yatağına koyarsanız, bebek uykusu hafifleyip de gözlerini araladığında sizin sıcak kucağınızda değil de yatağında olduğunu farkedince yaygarayı basar. Onun için yatağına konduğunu bilmesi ve orada uykuya dalması gerekir çünkü en son hatırladığı şey yatağında uykuya dalıyor olduğudur. Bu teori hala bana çok mantıklı gelse de, pratiğe geçirmek oldukça zor. Baybars’ın yatağında uykuya daldığı zamanlar daha uzun uyuduğu bir gerçek. Ama uzun zaman alıyor bu, diyelim ki emzirerek on dakikada uyuyacaksa, kendi kendine dalması en az yarım saati alıyor.

Bu iki kitabın ve ismini saymadığım diğer okuduğum kitapların ortak olarak söylediği, annenin bebeğini emzirerek uyutmasının, bebeğin iyi ve deliksiz uyuyabilmesi için bıraktırılması geriken bir alışkanlık olduğu… Bunları okudukça Baybars’ı emzirerek uyutmanın doğru olmadığını düşüncesine kapıldım bir ara. Halbuki bana kalırsa bir bebeğin emerek uyumasından daha tabii bir şey olamazdı. Sonra yine internette uyku hakkında okurken şu makaleyi okudum ve rahatladım. Bebeği emzirerek uyutmak yanlış değildir.

Artık bebeklerin deliksiz gece uykusu uyuyabilmelerinin tıpkı emeklemek ve yürümek gibi zamanı geldiğinde yapacakları bir şey olduğunu düşünüyorum. Umarım Baybars da 1 yaşına geldiği zaman geceleri uzun uzun uyuyor olur.