"A portrait of my children, once a week, every week, in 2014."
Baybars: looking perplexed in the great grandma's garden
Sancak: playing in the dirt
"A portrait of my children, once a week, every week, in 2014."Baybars: showing an hemlock flower
– Anne ben büyüyünce evlenicem mi?
– İstersen evlenirsin Baybars..
– Evlenmezsem evsiz mi kalırım?
– Yok oğlum evlenmesen de evin olur.
– Hmm anne niyee…. evlenince bebeğim mi olur?
Sancak: still crawls in nature
Sancak ‘haydi dışarı çıkalım’ dendiğini duyar duymaz hızlıca emekleyerek pusetine tırmanınıp kuruluyor.
Linking up with Jodi.
Uzun zamandır vakitsizlikten ‘her hafta bir kitap’ yazısı yazamıyorum. Haftalardır hakkında yazmak istediğim kitap dizisi Hollandalı çizer Dick Bruna’nın yazdığı ünlü ‘Miffy’. Biz yeni tanışıyoruz kendisiyle ama Miffy Hollanda’da meğer çok ünlü bir kahramanmış ve hatta müzesi bile varmış (hem de Baybars’ın teyzesinin bir süre kaldığı ve okuduğu Utrecht’de).
Miffy’nin oldukça sade minimalist çizgileri var. Kitap bir sayfa kafiyeli bir dörtlük ve bir sayfa ilustrasyon olarak ilerliyor. Türkçeye çok güzel tercüme edilmiş. Baybars en çok ‘Miffy hayvanat bahçesinde’ kitabını seviyor. Sancak da kitapların hepsini dikkatle dinliyor zaten onun yaşına daha uygun olduklarını düşünüyorum.
Miffy Remzi Kitabevi’nden çıkmış ve çok kaliteli bir baskısı var. Dahası en son gittiğimde D&R’da bu kitaplar üçlü set halinde indirimli olarak 10 liraya satılıyordu.
Miffy’i okuduktan sonra evde Miffy’li bir oyuncağımız olduğunu farkettik. Kurulan, dönen, müzik çalan ve bir zamanlar pervanesi de olan bu tahta oyuncağı babası Baybars’a Hollanda’dan getirmişti ;).
"A portrait of my children, once a week, every week, in 2014."
Baybars: hand in mouth thinking
Baybars bu aralar devamlı ölümle ilgili sorular soruyor. En çok legolarıyla oynuyor ve hala yorganıyla yatıyor.
– anne biz evde mi ölücez dışarda mı?
– hmm, bilmiyorum şimdiden bilemeyiz. (annesini mütereddit gören Baybars biraz sonra)
– Allah bilir.
………………………….
– anne sen buharda mı doğdun? (*bahar demek isterken)
Sancak: it's another day at the sling
Sancak bu aralar her şeyi çığlık atarak yaptırtmak istiyor. Eğer canı ister de kabul ederse tek elinden tutunca ‘taytaytay’ diyerek yürüyebiliyor.
"A portrait of my children, once a week, every week, in 2014."
Baybars: being so serious
– anne biz yaşıcaz, yaşıcaz, yaşıcaz, kör olup ölücez di mi?
………………………………………………….
– anne Allah’ın ağzı var mı?
– ?..!..? yok (kem küm) ımm, bilmiyorum.
– ağzı olsaydı konuşabilirdi (sesini değiştirerek) – Merhaba Baybars, derdi..
……………………………………………………
– annecim, bizim üç tane elimiz olsaydı bütün eşyalarımızı taşırdık.
Sancak: climbing and crawling at the park
Sancak’ın bu aralar en sevdiği şey tırmanmak. Dört azı dişini zor da olsa çıkardı. Gün geçtikçe hayvan sesi çıkarmakta ustalaşıyor ve artık babasına ‘baba’ Baybars’a da ‘bayba’ diyor.
Linking up with Jodi.