DIY Duvar Sticker’ı


Aslında niyetim Baybars’ın odasına sticker almaktı ama evde yapılabileceğini şu blogta görünce almaktan vazgeçtim ve ben de Brittney gibi kendim yaptım.
Aşama aşama yapılışının fotoğraflarını çekemedim ama kısaca tarif etmeye çalışayım:
İki metre kahverengi bir kumaş aldım. Üzerine tebeşirle ağacın gövdesini ve dallarını çizdim sonra kestim. Kestiğim kumaşı raptiyelerle duvara sabitledim. Bu arada iki yemek kaşığı nişastayı bir bardak suyla kaynatıp yapıştırıcı hazırladım. Hazırladığım yapıştırıcıyı kumaşa önce sprey yardımıyla püskürttüm, olmadı elimle sürdüm ama en rahatı fırçayla sürmek oldu. Sonra üç farklı ton yeşil keçeden yapraklar kestim. Kestiğim yaprakları aynı yapıştırıcıya batırtım sıktım istediğim gibi yerleştirdim.
Kuşlar da yapacağım ama kimbilir ne zaman?
Bu ağaç sayesinde Baybars ‘ağaç’ kelimesini öğrendi. Hala gördükçe ağaç diyor 🙂 .

Külahta Dondurma

Geçen hafta Baybars’ın Hollanda’da okuyan teyzesi sürpriz yapmış bir haftalığına İstanbul’a gelmişti. Biz de onu görmek için İstanbul’a gittik. Böylelikle ilk defa Baybars’la yalnız başımıza altı saatlik otobüs yolculuğu yapmış olduk. Doğrusu altı saatlik otobüs yolculuğu gözümde çok büyüyordu ama yolculuk beni hayrete düşürecek kadar kolay ve zevkli geçti. Tabii beni en çok hayrete düşürüren şey Baybars’ın o kadar saat boyunca bir kere bile ‘meme’ dememesiydi!


Hafta boyunca hava hep yağmurlu ve kapalıydı ama eve dönmeden bir gün önce güneşin yakaladık ve Çengelköy’ün meşhur pastanesi Seval’e dondurma yemeye gittik.

Baybars sanki her gün külahta dondurma yiyormuş gibi eline verdiğim kaymaklı dondurmayı birkaç dakika
içinde yedi.

Sonra biraz Boğaz’a ve denizanalarına baktı ve derin derin düşündü. (Etrafta oynayan büyük çocukları izliyor)

Asırlık çınarın gölgesinde oturdu.

“Allah’ım ben mi çok küçüğüm yoksa bu ağaç gerçekten çok mu büyük” diye düşünen Baybars… 23 numara koca ayaklara dikkat!:)

DIY İğne Yastığı / İğnedenlik


Bu aralar dikişle pek haşır neşirim. Öyle ki, biri çift iğne olmak üzere üç makine iğnesi kırdım ama henüz dikmekte olduğum elbiseyi biteremedim :). Dikiş dikerken işinizi kolaylaştıracak her alet edevat sinirlenizi yatıştırıyor. Project Runway izlerken hep yarışmacıların iğnedenliklerini hoşuma giderdi. Bir tane de ben edinsem şunlardan diye düşünüyordum ki pinterest sağolsun, ‘kendin yap’ resimleriyle beni ikna etti.


Ben de elbisenin bir türlü yerleştiremediğim fermuarını bırakıp kendime bir iğne yastığı yaptım nasıl yapılacağına dair Michelle Patterns‘dan yardım alarak.


Bu arada öğlen uykusundan yeni uyanmış Baybars konu mankeni olmayı teklifsiz kabul etti. Koluna bakıp kendince saat dedi; saat gördüğündeki sesi çıkardı. Sesi yazmak mümkün değil, tarif etmeye çalışacak olursak daha çok çalar saat taklidi gibi ve içinde bol ‘l, r’ harfleri barındırıyor.

Mogan Gezisi

Çok şükür Ankara’ya geç de olsa bahar geldi. Baharla beraber önce Baybars’ın dayı ve anneannesi sonra da babaanne, büyükbaba ve halası ziyaretimize geldi. Baybars evin kalabalık olmasından ve hergün ‘attaa’ gitmekten pek mutluydu.


Haftayı hafif şımarık ve hafif sümüklü geçiren Baybars, Gölbaşı’nda açık havada koşturmaktan yorulmadı…



Uzun uzun olmasa da gölü izledi.


Uzakta yüzen ördeklerle çok ilgilenmedi.


Sazlıkların arasında bir sürü irili ufaklı kurbağa vardı. Kurbağalar daha çok ilgisini çekti diyebiliriz. Fotoğrafı çekerken sadece yeşil kurbağayı görmüştüm. Hemen sol çaprazındaki kahverengi kurbağı sonradan fotoğrafları incelerken gördüm :).


Baybars’ın klasik ‘Allah’ım bu dünya beni ne kadar da çok şaşırtıyor!’ hali…


Son olarak çapkın bir gülüş fırlatmayı unutmayalım.
Herkese güzel bir hafta temenni ediyoruz.

Çakıl Taşları


Bu aralar Baybars’ın parkta en sevdiği oyun her deliğe çakıl taşı doldurmak. Çöp tenekelerini özellikle tercih ediyor çünkü çıkan ses duymaya değer. ‘At, at’ diyerek çakıl taşı fırlatıyor etrafa. Bu büyükler parkları neden kum yerine çakıl taşıyla doldururlar bilemiyorum. Çocuklar kova ve kürek getirip mecburen çakıl taşlarıyla oynuyor ve fırlatıyorlar. Hem tehlikeli hem de düşdükleri zaman acıtıyor. Neyse, Küçük Prens’in de dediği gibi “Büyükler kendi başlarına hiçbir şeyi anlayamıyor, ve çocuklar içinse aynı şeyi tekrar tekrar defalarca anlatmak sıkıcı olabiliyor.

Source: oliviaisthis.tumblr.com via Sammy on Pinterest

İşte bu da günün yarısını pencere önünde ‘ın ın’lara (arabalara) bakarak ve yağmuru izleyerek geçiren Baybars:

Bir de unutmadan, babası geçen sabah kendisini kapıda ‘attaa, attaa’ diye yolculayan Baybars’a, ‘attaa gitmiyorum işe gidiyorum, ikisi ayrı şeyler’ dedi. 🙂

Toddler Baybars’la Vals’e devam

İşte büyümüş kocaman yürüyen bir bebek haline gelmiş Baybars! Bu çapkın gülüşlü, sabah buzdolabından aldığı bir kutu yumurtayı yere boca etti. Tabii aslında yumurtaları Baybars’ın erişebileceği rafa koyan annesini tebrik etmek lazım.


Sallanmayı pek sevmese de ancak poz verecek kadar sallanan Baybars 🙂


‘At at at’ diyerek kumları büyük bir zevkle etrafa saçan Baybars.

Erişteli Yeşil Mercimek Çorbası

Bana göre bu çorbadan çok yemek aslında… Hem de en sevdiğim yemeklerden.

2 yemek kaşığı sıvıyağ
1 yemek kaşığı tereyağ
1 adet kuru soğan (kare doğranmış)
2 diş sarımsak (kare doğranmış)
1 çorba kaşığı domates salçası
1 su bardağı yeşil mercimek
1/2 su bardağı erişte
1 çay kaşığı kuru nane
1 çay kaşığı karabiber
3/4 yemek kaşığı tuz
6 su bardağı kaynar su (veya et veya tavuk suyu)

Yeşil mercimekleri bir süzgeçte yıkayın. Mercimekleri önce küçük bir tencerede üzerini iki parmak geçecek kadar suyla 5 dakika haşlayın. Haşlanan mercimekleri süzün.  Derin bir tencerede yağları kızdırın soğan ve sarımsağı ekleyin, soğanlar iyice ölene kadar kavurun. Salçayı ilave edip bir iki kere karıştırın. Mercimekleri ekleyip 1-2 dk. daha kavurduktan sonra kaynar suyu ve tuzu ilave edin. Yemeğin altını kısın ve mercimekler hafif dağılana kadar yaklaşık 30 dakika. pişirin. (Eğer suyunu çok çekerse kaynar su ilave edebilirsiniz.) En son erişteleri ve baharatları ilave edin 10 dakika daha pişirip ocağın altını söndürün. Sıcak olarak yanında kuru soğanla servis edin.

Zeytinyağlı Portakallı Kereviz

1 kg. kereviz (elma dilimi şeklinde doğranmış)
1 adet havuç (halka halka doğranmış)
1 adet soğan (hilal şeklinde doğranmış)
1 çay bardağı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı şeker
1/2 yemek kaşığı  tuz
1 portakalın suyu
1 çay bardağı kaynar su

Önce havuç ve soğanı zeytinyağında 10 dk. kadar kavurun. Daha sonra kerevizleri tuzu ve şekeri ilave edin birkaç dakika daha kavurun. Son olarak portakal suyunu  ve suyu ekleyin. Önce yüksek ateşte bir taşım kaynatın ve  sonra ateşi en kısığa alın. Kerevizler yumuşayana kadar pişirin. Piştikten sonra ince ince kıydığınız kereviz saplarını kerevizlerin üzerine serpin. Bütün zeytinyağlılar gibi portakallı kereviz de ertesi gün daha lezzetli olur. Buzdolabından çıktıktan sonra oda sıcaklığına gelmesini bekleyip servis yapmanızı tavsiye ederim.

Amerikan Poğaçası (American Biscuit)

Biscuits’i ilk Popeyes‘de yemiştim ve çok hoşuma gitmişti. İnternette karşıma çıkan ilk tarifi denedim ve harika bir sonuç aldım. Orijinal tarifi buradan okuyabilir ve izleyebilirsiniz.

2 1/2 (325gr) bardak un
1 1/2 kabartma tozu
1/2 çay kaşığı tuz
1 yemek kaşığı şeker
120 gr tereyağ soğuk küp küp kesilmiş
3/4 bardak (130ml) süt
1 yumurta (hafifçe çırpılmış)
Üzerlerine sürmek için,
1 yumurta (1 çorba kaşığı sütle hafifçe çırpılmış)

Önce fırını 205 dereceye getirip ısıtın.
Un, kabartma tozu, tuz ve şekeri bir kapta çırpın. Küp küp doğranmış tereyağı una ilave edin, ufalanmış ekmek görüntüsü elde edene kadar parmak uçlarınızla yoğurun. Küçük bir kasede sütü ve yumurtayı çırpın, tereyağlı una ilave edin, malzemeler ıslak bir hamur alana kadar karıştırın. Düz bir zemine biraz un serpip hamuru hafifçe yoğurun. (Eğer hamur elinize çok yapışıyorsa un ilave edebilirsiniz.)
Hamuru 1.25 cm kalınlığında açıp yuvarlak kurabiye kesiciyle kesebilirsiniz veya benim yaptığım gibi hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp şekil verebilirsiniz. Kesidiğiniz veya kopardığınız parçaları yağlı kağıt serilmiş bir tepsiye dizin. Son olarak sütle çırpılmış yumurtayı parçaların üzerine sürüp fırına verin. 10- 15 dakika üstü kızarana dek pişirin. Sıcakken yemenizi tavsiye ederim. Eğer daha sonra yiyecekseniz yemeden önce ısıtırsanız yeni pişmiş gibi olur.

Meşhur Limonlu Cheesecake

Bu benim meşhur limonlu cheesecake’im. Eğer benim gibi cheesecakeçoksevengillerdenseniz mutlaka deneyin derim. Genellikle fotoğraf çekmeye fırsat kalmadan biterdi. En son oğlumun doğumgünü dolayısıyla yaptım ve son kalan dilimin fotoğrafını çekmeyi başardım. İşte beklenen tarif:

Tabanı için

1 paket Burçak marka bisküvi ufalanmış (kalınca bir poşete koyup dövüyorum, robotta da çekilebilir)
3 yk eritilmiş tereyağ (bisküvileri ıslatmak için)

Ufalanmış bisküvileri tereyağla karıştırın. Sonra Cheesecake’i yapacağınız kaba yağlı kağıt yerleştirin ve üzerine tereyağlı bisküvi karışımını dökün. Elinizle bastırıp taban oluşturun. Chesecake harcını hazırlayana kadar buzlukta bekletin.

Cheesecake Harcı

4 yumurta (beyazı ve sarısı ayırılmış)
1 paket (200ml.) krema
1 paket (200gr.) labne peyniri
1 bardak şeker
3 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı limon suyu
1 yemek kaşığı limon kabuğu rendesi

Yumurta beyazlarını derin bir kapta sertleşene kadar çırpın ve buzdolabına koyun.
Kremayı da başka bir kapta sertleşene kadar çırpın ve buzdolabına koyun.
Başka bir kapta, peynir, şeker, un, limon suyu ve rendesini güzelce çırpın.
3 yumurtanın sarısını teker teker ekleyin ve çırpın.
En son buzdolabındaki çırpılmış krema ve yumurta beyazlarını ekleyip, sönmemesi için çırpmadan sadece kaşıkla iyice karıştırın.

Bisküvi tabanını buzluktan çıkartın ve karışımı üzerine dökün.
Önce 200 derecelik fırında 10dk, sonra 170 derecede 40 dk pişirin.

Üzeri için parlak sos

1/4 bardak şeker
2 yemek kaşığı nişasta
1/2 bardak su
1/4 bardak limon suyu (1,5 limonun suyu)

Hepsini karıştırarak koyulaşana kadar pişirin.
En son 1 yumurta sarısını azar azar ekleyerek karıştırın ve bir dakika pişirdikten sonra altını kapatın.
Sosu soğutun. Cheesecake de soğuduktan sonra üzerine yayın.

Hepsi bu kadar. Afiyet olsun.