hal, durum, gidişat

Çok uzun zamandır yazmıyorum. Bu süre içinde Baybars öyle değişti ki şaşırıp kalıyorum. Yazmadığım için kızıyorum kendime ama yazmak için içimde heves de bulamıyorum. Çünkü çoğunlukla yorgun hissediyorum kendimi.  Baybars’la oyun oynarken, onu deli gibi gıdıklayıp severken nasıl oluyor da enerji bulabiliyorum, onu bilemiyorum.

Geçen ay Baybars önce geri geri emeklemeye başladı. Komik komik geri gidip koltuk altlarına sıkışıyordu. Araya İstanbul seyahati girdi ve açıldı çocuk. Eve döndük iki günde hızlı hızlı emeklemeye başladı. ‘Daa, daa, naa, naa’ demeye başladı. Öyle ki, benim salonda olmadığım bir ara, bir sukulen ve bir aleoverayı devirip topraklarıyla oynadı. Bir de kablolara bayılıyor. Kablo görmeyiversin hızlı hızlı ilerliyor, ağzına sokup yalamaya başlıyor.

Bugün itibariyle emeklemekte usta oldu. İlk emeklemeye başladığında salondan emekleyerek çıkılabileceğini henüz farkedememişti. Sonra birgün babası işe giderken, salondan evin kapısına doğru emekleyerek gelince, salondan çıkmayı keşfetti ve ardından bütün odaları gezmeyi öğrendi. İzlemekten en zevk aldığım şey, emekleyip dikkati çeken şeye ulaştıktan sonra oturup onunla oynaması. İstediği zaman oturuyor istediği zaman emekleyebiliyor, yüzüstü yatarken sağa ve sola dönebiliyor. (Eskiden sadece soluna dönebiliyordu.) Böylece alt değiştirmek, üstünü başını giydirmek çok uzun zaman almaya başladı. Kıpır kıpır, bir an durmuyor.

4 aydır hiç değişmeyen bir şey varsa o da tükürük saçmak :).

Nota Bene: Gece uykularımız hala yamalı.

Deliksiz gece uykusu

Baybars doğmadan önceki yaşantımdan hasret kaldığım tek şey deliksiz gece uykusu oldu. Açıkcası bebeğim doğmadan önce bu derece uykusuz kalacağım hiç aklıma gelmemişti.  7 ay oldu ama ben her gece neredeyse her 2 saatte bir kalkıp emziriyorum ve şöyle aralıksız 5 saat uykuya hasretim. Ek gıdalara geçince bunu değişeceğini umuyordum ama değişmedi hala aynı şekilde uyanıyoruz. Emzirmeden avutmaya ve tekrar uyutmaya çalışdığımdaysa ikimiz de daha çok uykusuz kalıyoruz.

Uyku üzerine yazılmış birçok kitabı internetten indirip okudum. Birinci kitap buydu:

The Lull A Baby Sleep Plan‘ kitabının temelde söylediği şey, bebeğin mutlaka ama mutlaka  yatağında uykuya dalmasının gerektiği. ‘Uykulu bir şekilde yatırın ve orada uyumayı öğrenmeyi öğrensin. Eğer ağlarsa onu kucağınıza almadan yatağında teselli edin, ninni söyleyin ama sakın almayın. Uykuya dalması için “white noise” denilen ana rahmindeki sesleri taklit eden monoton sesleri dinletin; saç kurutma makinası elektrik süpürgesi vesaire gibi sesler…’ White noise cdleri var ve bu sesler özellikle ilk aylarda çok etkili. Birçok kez Baybars’ı bu seslerle uyuttum. Gerçi ilk aylarda uykuya dalma problemi pek yaşamadık çünkü karnı doyunca hemen uyuyordu ama karnının doyması da epey vakit alıyordu. Mesela 40 dakika boyunca emiyor ve en fazla 2 saat uyuyordu.

Okuğum ikinci kitap Elizabeth Pantley‘nin ‘the no-cry sleep solution‘ oldu. Dört çocuk annesi olan Pantley, bebeğin kendi kendine uyumasını öğrenmesi için ağlatılmasına kesinlikle karşı (Ferber yönteminde olduğu gibi) ve bebeğin emerek uykuya dalmasının tabii olduğunu söylüyor fakat bunu yavaş yavaş bıraktırmayı öneriyor. ‘Pantley’s removal method’ yani ‘Pantley’nin bıraktırma yöntemi’ olarak biliniyor bu yöntem. Önerisi şu;  “bebek memede uykuya dalınca memeyi/emziği/biberonu çekin, tekrar aranırsa ağzını çenesinden bastırarak kapatın ve aynı zamanda bebeği sallayın, eğer aranmaktan vazgeçmez çok direnirse tekrar memeyi verin ve tamamen uyuyana kadar bu memeden çekme yöntemini deneyin.”

İşte en çok denediğim fakat bizde ters tepen yöntem. Ben ne kadar memeyi çekmeyi denersem Baybars memeye o kadar sıkı yapışıyor ve uykuya dalması uzuyor. ‘Bu kadar emmek yeter’ dediğim zamanlarda ise (takriben 1 saat boyunca emmiş ve hala uyuyamışsa), yatağına koyup uyku arkadaşı denizatının veya salıncağının müziğiyle dalmasını sağlıyorum.

Uyku üzerine okuduğum bütün metinlerin neredeyse hepsinde, bebeğin kucakta derin uykuya geçmemesi söyleniyor. Temelde hepsinin teorisi şu; eğer bebek kucağınızda uykuya dalar ve siz de onu kendisine hissettirmeden yatağına koyarsanız, bebek uykusu hafifleyip de gözlerini araladığında sizin sıcak kucağınızda değil de yatağında olduğunu farkedince yaygarayı basar. Onun için yatağına konduğunu bilmesi ve orada uykuya dalması gerekir çünkü en son hatırladığı şey yatağında uykuya dalıyor olduğudur. Bu teori hala bana çok mantıklı gelse de, pratiğe geçirmek oldukça zor. Baybars’ın yatağında uykuya daldığı zamanlar daha uzun uyuduğu bir gerçek. Ama uzun zaman alıyor bu, diyelim ki emzirerek on dakikada uyuyacaksa, kendi kendine dalması en az yarım saati alıyor.

Bu iki kitabın ve ismini saymadığım diğer okuduğum kitapların ortak olarak söylediği, annenin bebeğini emzirerek uyutmasının, bebeğin iyi ve deliksiz uyuyabilmesi için bıraktırılması geriken bir alışkanlık olduğu… Bunları okudukça Baybars’ı emzirerek uyutmanın doğru olmadığını düşüncesine kapıldım bir ara. Halbuki bana kalırsa bir bebeğin emerek uyumasından daha tabii bir şey olamazdı. Sonra yine internette uyku hakkında okurken şu makaleyi okudum ve rahatladım. Bebeği emzirerek uyutmak yanlış değildir.

Artık bebeklerin deliksiz gece uykusu uyuyabilmelerinin tıpkı emeklemek ve yürümek gibi zamanı geldiğinde yapacakları bir şey olduğunu düşünüyorum. Umarım Baybars da 1 yaşına geldiği zaman geceleri uzun uzun uyuyor olur.

oturdu yedi

Baybars’ın teyzesi, blog’a yazmamamdan  şikayetçi… Onun için bu yazıyı Hesna teyzemize ithaf edelim.

Baybars ömrünün 5 ayını bitirdiğinden beri oturuyor. Tabii destekle 🙂 Sadece oturmakla kalmıyor, her gün meyve rendeleri yiyor. En çok muzu seviyor, sonra sırasıyla elma ve armudu. Annesinin AOÇ günlük sütünden mayaladığı yoğurdu da severek yiyor. Meyveleri sevdi fakat sebze ezmesinden pek hoşlanmadı. Tadını ben de beğenmedim doğrusu… Lezzetli bir sebze çorbası olsaydı içerdi sanırım. Önümüzdeki ay artık devamlı yeni tatlar deneyeceğiz.

Baybars’ın her geçen gün büyüdüğünü ve değiştiğini görmek benim için çok heyecan verici… Artık her hareketime farklı farklı tepkiler veriyor. Kendi kendine oyunlar oynuyor. Elindeki oyuncakla sert zemine vurup ses çıkartmayı keşfetti. Otururken eğilip ayaklarıyla oynamasını izlemek çok zevkli. Değişik sesler çıkarmayı deniyor. Bu aralar, yalandan öksürüyor mesela. 🙂 Önce hasta mı oldu acaba diye düşünüyordum, sonra baktım, öksürüyor, ardından gülüyor. Oğuz’un değişine göre; ‘yeni “trend”i bu’. Tabii bir de vazgeçemediğiz tek çorap “trend”imiz var.

ayağına çorap önüne önlük

Baybars öyle hareketlendi ki, ayağında çorap durmuyor. Bir de, ağzından o kadar çok salya akıyor ki önlük yetiştiremiyorum. Elleri devamlı ağzında. Ama henüz diş emaresi yok.

Devamlı hava raporu vermek istemiyorum ama hala baharın geldiğini hissedemedik. O yüzden hergün biraz da olsa dışarı çıkma planımız askıda kaldı.

Yaz saati uygulamasına geçilmesine sevindim bu sene. Böylelikle, Baybars 6’da değil 7’de kalkıyor ve akşam 7’de değil de 8’de uyuyor ve babası eve geldikten sonra bir saat vakit geçirebiliyorlar.

Güneş Nereye Saklandı?

Bu hafta güneş yüzünü sadece birkaç gün gösterdi, o günlerde de Baybars’la yürüyüşlere çıktık. Herşeyi ilk defa gördüğü için, dışarda etrafına bakınmaktan şaşkına dönüyor oğlum.  Eve gelince de bir güzel uyuyor. Bu aralar en çok ‘Ceee!’ oyununu oynuyoruz, önce ‘cee’den korkuyor sonra gülmeye başlıyor. Bir de çok güzel gıdıklanıyor :).  Not düşmeyi unutmayayım, dün ilk defa yüzüstü yatarken sırtüstü döndü. Hem de iki kere.

Bu aralar geceleri sık uyanıyoruz. Diş çıkarmasına bağlı olarak daha sık uyanabileceğini söylemişti zaten doktoru.

Peki Baybars başka neler yapıyor?

  • Bütün gün çıngırak sallıyor, eline verdiğim bütün oyuncakları ağzına götürüyor.
  • Yatağının tahta parmaklıklarını tutuyor, elini ileri geri hareketlerle parmaklıklara sürterek ses çıkartıyor.
  • Yüzüstü yatarken ayaklarından destek verirsek kendini itiyor ve ilerliyor.
  • Annesinin elini ağzına sokuyor damaklarını kaşıtıyor 🙂

baban sana ne almış?

Geçen haftasonu Baybars’a oyuncak almak istedik ama alamadan eve dönmüştük. Sonra Oğuz, ‘orada alınacak bir tek oyuncak vardı’ diyerek gitmiş, aklına koyduğu oyuncağı almış.

Baybars doğduktan sonra haliyle oyuncaklar da ilgi alanımıza girdi. Artık oyuncak markalarını öğreniyoruz. Bu mesela; Haba.

karlar eriyor

Sonunda güneş açtı ve karlar erimeye başladı. Umarım bahar hızlıca gelir, biz de Baybars’la dışarı çıkıp gezebiliriz.

Baybars 6:30’da uyandı başladı konuşmaya. Çıkardığı sesler Mart kedilerini andırıyor…

Bu günlerde neler yapıyor?

  • Bir haftadır dudaklarını patlatarak “pppprrrrppprrrrprr” sesini çıkarıyor.
  • Anakucağındayken ve başının altında bir destekle yatarken, oturmak istermişcesine kendini kaldırmaya çalışıyor.
  • Koltuklarının altından tutunca sertçe basıyor, kendini dimdik tutuyor.
  • Odada tek başına kalmak istemiyor. 🙂

iyi ki doğdum ki iyi ki doğdun :)

Canım Oğlum Baybars,

Doğduğundan günden itibaren yaşamına dair bir günce tutmak istedim ama bir türlü fırsat bulamadım bugüne kadar.  2 Kasım 2010’da, hamileliğimin 39. haftasını doldurduğum gün, 15 saatlik uzun bir yolculuğun sonunda seni kucağıma aldım. O hissin tarifi mümkün değil. Minnacık halinle seni kucağıma alışımı hatırlamak hala gözlerimi yaşartıyor. Ne diyebilirim? Sen doğdun ve ben böylece tamamlanmış oldum. Doğdun ve beni sahici kıldın. Bugün de benim doğum günüm. İyi ki doğdum ki iyi ki doğdun!

Limonlu Yoğurtlu Kek


Bu kekin hikayesi şöyle;
– Ne yapıyorsun?
– Chat..
– Kek mi?
– Hayır, chat chat..
– Kek?
– C-h-a-t!
– Olsun, sen yine de kek yap…

Böylece kalktım ikinci defa bu limonlu enfes keki yaptım 🙂

1 1/2 bardak un
2 çay kaşığı kabartma tozu
1/4 çay kaşığı tuz
3 yumurta
1 1/4 bardak şeker
1 bardak yoğurt
1/2 paket vanilin
1/4 bardak taze sıkılmış limon suyu
1 çay kaşığı limon aroması
1 limonun kabuğunun rendesi
1/2 bardak sıvıyağ

Fırını 180C derecede ısıtın. Dikdörtgen bir pişirme kabına yağlı kağıt döşeyin, kenara koyun.
Un, kabartma tozu, vanilin ve tuzu bir kasede karıştırın. Başka bir kasede şeker, yoğurt, yumurtalar, limon suyu rendesi ve aromasını çırpın.
Kuru malzemeleri ıslak malzemelere ekleyin, son olarak sıvıyağı da ekleyip karıştırın.
Hazırladığınız hamuru pişirme kabına dökün, 50 dakika kadar pişirin.
(Keke batırdığınız bir kürdan eğer temiz çıkıyorsa kekiniz pişmiştir.)

Ayva Kompostosu


Emzirirken en çok içilen şeyler biridir herhalde ayva kompostosu 🙂
Birçok yeni anne içmekten bıkmıştır sanırım. Ben de uzun bir aradan sonra tekrar yaptım.

2 ayva
6 bardak su
3/4 bardak şeker
2 tane karanfil

Ayvaları soyun ve dilediğiniz şekilde dilimleyin. Dilimlediğiniz ayvaları derin bir tencere koyun, üzerine suyu ilave edin, harlı ateşte kaynatın. Kaynadıktan sonra şekeri ilave edin. Ayvalar yumuşayana dek pişirin. Piştikten sonra kolay soğuması için geniş bir kaseye alın. Buzdolabında soğuduktan sonra küçük kaselere alarak servis edin.