24/52

"A portrait of my children, once a week, every week, in 2014."
kepcelikamyonBaybars: hurray for t-shirt time!

(abur cubur yemek isterken) – her paketli şey zararlıdır ve hepsi bana göredir.
……………………………………………
(parkta top oynarken) – futgolculer gibi attım, de mi?
……………………………………………
(bu aralar ‘vallahi’ kelimesini kullanıyor) – yumurta yemem vallahi, kiraz yerim vallahi..
……………………………………………
– balinalar yenir mi? – hmmm, yenebilir.
– balinalar süzgeçli mi?
– evet, yüzgeçli.
……………………………………………
– kızılay karanlık mı?
– yok oğlum kalabalık.
– karanlık olan yer neresiydi?
– sinema.
sancakindeepthought

Sancak: watching strangers in deep thought

Sancak bu aralar koltuklara çıkabilmek için önce minderlerini indiriyor sonra tepesine çıkıyor. Ayrıca terliklere dayanamıyor. Kimin ayağında görse mutlaka çıkarttırıyor, kendisi giymeye çalışıyor. Ağabeyiyle aynı odada yatıyor ama saat başı uyanıyor.

fortheloveofabaloon

Linking up with Jodi.

23/52

"A portrait of my children, once a week, every week, in 2014."
salcanorickyBaybars: riding his ever first bike
atthemirrorSancak: having fun by looking himself in the mirror

Linking up with Jodi.

22/52

"A portrait of my children, once a week, every week, in 2014."skullBaybars: always in deep thoughts

(Baybars içerden seslenir) – Anne Sancak bi işler beceriyo! (oyun hamurunun kapağını açmış)
……………
(Akşam babasına doluyu anlatırken) – Taş gibi yağmur yağdı!

morninmorninSancak: Early morning watching outside before everyone wakes up

Sancak herkesten önce uyanıp pencereden dışarıyı seyrediyor. Yeni kelimeleri ‘meme’, ‘düttü’ ve ‘gak’. İlk azı diş patladı ve bir diğeri de yolda.

Linking up with Jodi.

20/52

"A portrait of my children, once a week, every week, in 2014."

bayblashes

Baybars: oh how I love those lashes..

(beraber muz yerken Sancak’a) ben beşinci olucam!
sancakcilek

Sancak: loves strawberries apparently

Sancak: salladım seni selaya / gönderdim Mevlaya / yürüsün bir sonraki Cuma’ya …
Linking up with Jodi.

18/52

"A portrait of my children, once a week, every week, in 2014."

bigbranch

Baybars: 'look what i found!'

Geçtiğimiz haftayı İstanbul’da geçirdik. O kadar hızlı geçti ki Sancak’ın hiç portresi yok maalesef.

Linking up with Jodi.

17/52

"A portrait of my children, once a week, every week, in 2014."

baybjump

Baybars: practising jumping with his tractor :)

sancak1

Sancak: celebrated his first birthday this week and 
not even remotely interested in walking 

Linking up with Jodi.

16/52

"A portrait of my children, once a week, every week, in 2014."

hindiba

Baybars: blowing dandelions at the park.

Baybars’a ne zaman hangi günde olduğumuzu söylesem ‘bugün şaka günü mü?’ diye soruyor. Herşey 1 Nisan sabahı oğlum bugün şaka günü biliyor musun dememle başladı. Artık her sabah bugün şaka günü mü diye soruyor. Hayır kimseye şaka falan da yapmadık.
salincak

Sancak: loves to swing.

Sancak bu aralar kucaktan pek inmek istemiyor ve haliyle yürümek çabası içinde hiç değil. El salla veya güle güle yap deyince el sallamaya başladı.

Linking up with Jodi.

15/52

"A portrait of my children, once a week, every week, in 2014."

snoozeyoulose

Baybars: it was a melon-ball-playing week.

Bu hafta Baybars:
– anne bahar geldi neden çilek yok!
………………………
– onlar da mı bizim ‘ülkemizde’ yaşıyorlar? (apartmanımızda demek isterken)
………………………
– böcek ilacı neden böcekleri öldürsün ki, o ilaaaç!
……………………….
– ‘ince’ kaplumbağa (ninja kaplumbağa)

dedi.

oliver

Sancak: discovered books lately and infatuated by them.

Sancak bu hafta kitapları keşfetti. Baybars’a kitap okurken yanımızda oturup hiç kıpırdamadan dinliyor.

Linking up with Jodi.

14/52

"A portrait of my children, once a week, every week, in 2014."
karpuztopBaybars: watching the older children playing.

Baybars baharın gelmesiyle öğlenleri yeniden uyumaya başladı. ‘Neden’ soruları her gün çoğalıyor. En son tezgahın üzerindeki elmayı kapıp, ‘bu elmayı soymayacaksan neden çıkarıyorsun ki?’ dedi. Yani ‘anne bana elma soyar mısın?’ın neden’li hali.

Baybars: -neden her okulda öğretmen var?
Bike: – işte öğretmek için
Baybars: – ama kendisi öğrenirler çocuklar (henüz hiç okula kreşe gitmemiştir kendisi)
…………………

– (kafasını vuran Sancak’a) ne ağlıyorsun bebekler düşe düşe büyer!
………………….

– (Sancak’a) sana hiç yakıştıramadım.
………………….

– benim roketim olsa ateş yaka yaka aya giderdim.

crawlsonthegrass

Sancak: loves being outdoors.

Sancak bu aralar doymak bilmiyor ama geceleri çok sık uyanıyor. İstemediği bir şey olunca (Baybars ona bağırınca veya kucağımdan inmek istemediği halde bırakırsam) yüzükoyun yatıp yüzünü de yere gömerek çığlık çığlığa ağlamaya başlıyor.

Linking up with Jodi.

13/52

"A portrait of my children, once a week, every week, in 2014."
whosupthereBaybars: asking 'which floor are we living on?

Baybars bu aralar sürekli ‘neden?’ diye soruyor. Henüz düzeltmediği ve kendince söylediği kelimelerden biri ‘sükürpe’ yani ‘süpürge’. Dağarcığına yeni giren bir diğer komik tamlamasıysa ‘ışık sıpası’ yani ‘eşek sıpası’.

erikagaciSancak: examining the spring flowers close-up.

11 aylık Sancak’ın henüz yürümeye niyeti yok gibi görünüyor ve et yemeğe bayılıyor.

Linking up with Jodi.